Ceza Hukuku

Ceza Hukuku

CEZA HUKUKU NEDİR?

Ceza hukuku, Türk Ceza Kanunu'nda suç olarak tanımlanmış olan eylemlerin ve bu eylemlere karşı yaptırımların düzenlendiği, bu yaptırımların nasıl uygulanacağının, yaptırım miktarlarının hangi ölçülere dayandırılacağının maddi anlamda ve şekli anlamda düzenlendiği bir hukuk disiplinidir. Halk arasındaki tabir ile bir suç işleyen kimsenin cezalandırılmasını amaçlayan, toplum düzeninin mihenk taşlarından biridir. 

CEZA HUKUKUNUN AMACI NEDİR?

Devletin yegane görevlerinden birisi adalete, eşitliğe ve belirli kurallara dayalı bir toplum oluşturmak ve bunun sürekliliğini sağlamaktır. Devlet, bu gayesini yerine getirmek için birçok kural, yönetmelik vb. Yazılı düzenlemelerde bulunur. İşte bu düzenleme ve kurallara aykırı fiillerde bulunan kişilere karşı bir yaptırımın uygulanması elzemdir. Bu hukuka aykırı fiil, kişinin kendisi de dâhil olmak üzere mülküne, sağlığına, güvenliğine ve refahına yönelik tehdit edici, zararlı veya başka bir şekilde tehlikeye atıcı olarak algılanan davranışlardır. Bu davranışlara karşı kişi güvenliğini sağlamak, caydırıcı olmak ve toplumun genel güvenliğini sağlamak ceza hukukunun amacıdır.

Ceza hukuku maddi gerçeğe ulaşmayı amaçlamaktadır. Maddi gerçeğin deliller vasıtasıyla ortaya çıkmış olması gerekmektedir. Her ne kadar ceza hukuku kişilere yaptırım uygulamayı amaçlayan bir araç olarak gözükse de; ceza hukuku bir kişinin işlemediği bir suç nedeniyle haksız bir ceza almasını da önleme amacı taşımaktadır. Zira bir ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durum "Şüpheden Sanık Yararlanır" ilkesinin gereğidir. Yine ceza hukuku bunun dışında başkaca ilkeler etrafında düzenlenmiştir. Bu ilkeler:

1- Kanunilik ilkesi

2- Belirlilik ilkesi

3- Kıyas yasağı ilkesi

4- Aleyhe kanunun geçmişe yürüme yasağı ilkesi

5- İdarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza oluşturması yasağı ilkesi

6- Örf ve adete dayalı olarak suç ve ceza oluşturma yasağı ilkesi

7- Cezaların şahsiliği ilkesi

8- Eşitlik ilkesi

9- Non bis in idem/aynı fiilden dolayı iki kez yargılama yasağı ilkesi

CEZA HUKUKUNUN KAYNAKLARI NELERDİR?

a. Anayasa

b. Milletlerarası Sözleşmeler (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi.)

c. Kanunlar (Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu)

d. Her ne kadar bağlayıcılığı bulunmasa da uygulamada önemli bir yer edinen emsal Yargı Kararları 

CEZA YARGILAMASININ AŞAMALARINDA SANIK AVUKATININ(MÜDAFİ) ROLÜ 

Ceza yargılaması iki ana aşamadan oluşmaktadır:

A. Soruşturma Evresi

B. Kovuşturma Evresi

A. Soruşturma evresi, bir suçun işlendiği şüphesinin öğrenilmesinden itibaren başlamış olan ve iddianamenin kabulü ile ya da iddianamenin düzenlenmesine yer olmadığı kararı ile sonlanmış olan evredir. Soruşturma evresinde görevli kişi savcılık makamıdır. Olayda görevli Cumhuriyet Savcısı tarafından suç şüphesinin varlığına ilişkin şüpheli hakkında lehe ve aleyhe olan bütün delillerin toplandığı aşamadır. Soruşturma evresi tamamlandıktan sonra dosyada şüpheli sıfatıyla yer alan şahıs/şahısların üzerlerine atılı suçu işlediklerine karşı yeterli delil ve makul şüphenin oluşması  durumunda Cumhuriyet Savcısı tarafından düzenlenen iddianame, yargılamayı yapmak ile görevli mahkemeye gönderilir. Mahkemece iddianame kabul edilirse ikinci evre olan kovuşturma aşamasına geçilir.

Soruşturma evresinde ceza avukatının rolü oldukça fazladır. Nitekim üzerinde bir suç şüphesi bulunan kişi kimi zaman adli kontrol tedbirleri altında, kimi zamanda soruşturma evresi süresinde tutuklu olarak bulunmaktadır. Özellikle bu hallerde şüphelinin sesini duyurması gereken kişi avukatlarıdır. Şüphelinin ilk aşamada kolluk ve savcılık nezdinde vereceği ifade çok önemlidir. Her ne kadar Ceza Hukuku'nda kovuşturma aşamasında verilen beyanlar esas alınıyor olsa dahil, suç konusu olaya ilişkin çelişkiye düşmemek ve tutarlı olmak için aşamalarda verilen bütün beyanlar önem arz etmektedir. Yine soruşturma aşamasında şüpheli hakkında lehe olan delillerin toplatılmasında avukatın rolü büyüktür. Herkes hukuk bilmek zorunda değildir, ancak herkes bir avukat eşliğinde hareket etmek hakkına sahiptir. Soruşturma aşamasında, kovuşturma neticesinde verilecek olan hapis cezası gibi yaptırımlardan indirim alınması yönünden oldukça etkili olan "Etkin Pişmanlık" hükümleri altında  "Zararın Giderilmesi" gibi olguların avukat eşliğinde yapılması kişinin alacağı ceza miktarı üzerinde oldukça etkilidir. Bu durumun önemini şu şekilde açıklamak isteriz: 

TCK Madde 168 kapsamında suç nedeniyle oluşan zararın soruşturma aşamasında giderilmesi halinde verilecek cezanın 2/3'üne kadar indirim alınabiliyorken; bu indirim kovuşturma yani mahkeme aşamasında 1/2 kadardır.

Bu durumu somutlaştırmak gerekirse; suç teşkil eden bir fiil nedeniyle 5 yıl ceza alınması durumunda şayet zarar soruşturma evresinde giderilmiş ise hakkınızdaki ceza 2/3 oranında indirime uğrayarak 2 yıldan daha az bir hapis cezası miktarına düşecek ve bu durumda hakkınızda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uygulanabilecektir. Ancak aynı fiil nedeniyle mahkeme aşamasında zararın giderilmesi durumunda 1/2 oranında indirim uygulanacak ve ceza miktarı 2 yılın üzerinde kalacaktır.

Bu örnekten açıkça görüldüğü üzere soruşturma evresinde avukatın rolü önemlidir. Zira bu örnek çölde bir kum tanesidir. Ceza Hukuku eğitimi almamış bir kimsenin bütün bu bilgilere haiz olması mümkün değildir. Bu nedenle ceza  yargılamasının en başından itibaren Ceza Hukuku alanında bilgi sahibi bir avukat ile çalışmak kişinin kazancına olacaktır.

B. Kovuşturma evresi ise yukarıda bahsettiğimiz üzere hakkınızda savcılık makamı tarafından cezalandırılmanız talebi ile düzenlenen iddianamenin görevli ceza mahkemesince kabul edilmesiyle başlamaktadır.

Yine bu aşamada soruşturma evresinde toplanılmamış delillerin toplatılması, 

Olaya ilişkin tanıkların dinlenilmesi ve tanıklara olayı aydınlatabilecek soruların sorulması

•Yargılama konusu kapsamında detaylı savunma dilekçesinin yazılması

•Şayet sanık yargılama sürecinde tutuklu ise sanık ve ailesi ile gerekli görüşmelerin yapılması

•Sanık Yerel Mahkemede görülen yargılama neticesinde ceza yaptırımına maruz kalmış ise bu aşamadan sonra İstinaf ve Temyiz aşamalarının dilekçelerinin hazırlanması ve takibinin yapılması... Avukatın kovuşturma aşamasındaki görevleridir. 

CEZA YARGILAMASI AŞAMALARINDA SUÇTAN DOĞRUDAN VEYA DOLAYLI OLARAK ZARAR GÖRENİN AVUKATININ (MAĞDUR,MÜŞTEKİ VEKİLİ) ROLÜ

Müşteki sıfatına sahip öznelerin yararlanabileceği haklar, CMK m. 234 uyarınca, soruşturma ve kovuşturma (dava) evreleri için ayrı ayrı düzenlenmiştir.

Soruşturma evresinde müştekilerin hakları şunlardır:

Delillerin toplanmasını isteme,

•Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme;

Yukarıda da belirttiğimiz üzere Soruşturma aşamasının sonunda, Cumhuriyet savcısı iki yönde karar verebilir: Eğer şüphelinin isnat edilen suçu işlediğine dair yeterli şüphe yaratacak emareler bulunmuşsa, iddianame düzenlenir. Aksi durumda, Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verilir. Müştekinin bu karara itiraz edip soruşturmanın devam etmesini talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu hak süre ve şekil yönünden bazı niteliklere tabidir. Bu hakkın kullanılması için bir avukatın yardımının alınması önemlidir. 

Kovuşturma aşamasında ise müşteki yaşanılan olay nedeniyle şikayetçi olması durumunda "katılan" sıfatını alır ve davaya ya da kamu davasına katılma, beyanda bulunma, tanıkların davetini talep etme, delillerin toplanılmasını talep etme, şayet davaya katılmış ise yargılama neticesinde üst mahkemeler vasıtasıyla kanun yoluna başvurma gibi hakları bulunmaktadır. Bu hakların usule ve esasa uygun bir şekilde kullanılabilmesi amacıyla bir avukat eşliğinde hareket edilmesi önemlidir. 

Şayet suçtan zarar gören kişi, soruşturulması ve kovuşturması şikayete bağlı bir suça yönelik olarak şikayetinden vazgeçer ise bütün sanıklar hakkında yapılan davanın düşmesine karar verilir. Buna karşın takibi şikayete bağlı olmayan bir suça karşı yapılan yargılamada suçtan zarar gören şikayetinden feragat edecek olsa dahil yargılama devam edecektir. 

Kovuşturma aşamasının da istinaf, temyiz, düzeltme gibi aşamalarının tamamlanmasından sonra kesinleşmesinin akabinde cezaların infazı ile ilgili süreci başlamaktadır. Kesinleşen hapis cezasının infazı, kural olarak ülkemizde mevcut açık veya kapalı cezaevinde yapılır. Bu süreçten sonra sanık ve tutuklu sıfatları sona erer ve "hükümlü" tabiri karşımıza çıkar. Hükümlü cezasının infazı tamamlanıncaya kadar ya da cezasına ilişkin suçun niteliğine göre koşullu salıverilme ya da denetimli serbestlik tedbirlerinden yararlanarak cezaevinden tahliye edilecektir.

Ceza hukukunda yukarıda kısaca bahsettiğimiz tüm bu süreçler, genel hatlarıyla soruşturma, kovuşturma ve infaz hukuku süreci olarak tanımlanabilir. Soruşturma aşaması ile başlayıp cezanın infazı ile sona eren bu süreçte yargılanan kişinin, mağdurun, müştekinin ya da katılanın bütün haklarının bir avukat tarafından güvence altına alınması elzemdir.



05447446072