Alacak Davası İstinafa Cevap Dilekçesi Örneği

Alacak Davası İstinafa Cevap Dilekçesi Örneği

*** BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE

Gönderilmek Üzere

*** ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

DOSYA NO : ***.

İSTİNAFA CEVAP VEREN

DAVALI         : ***

VEKİLİ     : Av. Nasrullah Kayra BOZKURT

DAVACI     : ***

KONU     : Davacının istinaf dilekçesine karşı cevaplarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR

Davacı, *** Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açmış olduğu davada, dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu dekontlara dayanmak suretiyle müvekkilin kendisine borçlu olduğunu, bu hususta *** İcra Dairelerinde itirazla durdurulmuş bir takibin bulunduğunu, müvekkilin ödeme yapmadığını, tarafımızın ispatla yükümlü olduğunu, borcun muaccel olduğunu iddia etmiştir. Yapılan yargılama neticesinde, davacının davasını ispat edemediği, müvekkilin, davacıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığı sabit olmuş, davanın reddine KESİN olarak karar verilmiştir. Davacı tarafından istinaf talebinde bulunulmuş olsa da davacının istinaf dilekçesi usul ve esas yönden hukuka aykırı olup; cevap dilekçesi sunmak tarafımıza hasıl olmuştur. Şöyle ki:

A. YEREL MAHKEME KARARININ KESİNLİĞİNE İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ.

1- Huzurda Görülen Dava Miktar Bakımından İstinaf Sınırı Altındadır. 

Davacı, her ne kadar müvekkilin borcunun 4XX.306,58 TL olduğunu iddia etmekte ve bu yönde müvekkil aleyhine icra takibi başlatmış olsa da; huzurdaki alacak davasını, itirazın iptali davası açma süresi içerisinde icra takibi ile iddia ettiği miktarın çok daha altında 1.000,00 TL ve 50,00 USD üzerinden ikame etmiştir. Davacı bu miktar üzerinden harçlandırma yapmış ve davanın REDDİ ile birlikte; tarafımıza bu miktar üzerinden nispi vekalet ücreti hakkı doğmuştur. Ancak davacı istinaf dilekçesinde istinaf sınırı belirlenirken miktarın davaya konu edilen miktar üzerinden değil de, davaya konu edilmemiş alacak miktarı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Bu iddiaların kabulü hukuka aykırıdır.

Zira davacı alacağının miktarının 4xx.306,58 TL olduğunu iddia etmek ile birlikte bu alacağın belirlenebilir olduğu davacı açısından sarihtir. Davacının, davasını 4xx.306,58 TL üzerinden açması hususunda tercih hakkı doğrudan davacıya aittir. Nitekim davacı bu alacağın, havaleler üzerinden gerçekleştiğini iddia etmekte olup; alacağın miktarının hesaplanması için herhangi bir teknik işleme ya da yargılama neticesinde bir miktara ulaşması gibi bir durum söz konusu değildir. Davacı, davasını kendi tercihi dolayısıyla 1.000,00 TL ve 50,00 USD üzerinden ikame etmiştir. 

2- Yine -davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek ile birlikte- istinaf sınırı belirlenirken; davaya konu edilmeyen kalan miktarın gözetilmesi gerektiği durumda, davacının buna yönelik olarak harçlandırma yapması ve tarafımıza da 456.306,58 TL üzerinden vekalet ücreti verilmesi gerekmektedir. Kısmi davada, davaya konu edilen miktar üzerinden zamanaşımı kesilmekteyken; konu edilmeyen kısım üzerinden kum saati akmaya devam etmektedir. İstinaf sınırı belirlenirken davacının iddia ettiği bütün alacağın dahil edildiği durumlarda zamanaşımı yönünden veyahut faiz alacağı gibi diğer kalemler yönünden de hukuka aykırı durumlar ortaya çıkacaktır. Bu nedenle davacının taleplerinin kabulü mümkün değildir. Davacı, alacağının likit olduğunu iddia etmekte iken huzurdaki davayı kötüniyetli olarak (haksız olduğunu, müvekkilin kendisine borcu olmadığını bilmesine karşın dava masrafları ve vekalet ücretinden kurtulmak amacıyla) davayı çok daha az bir miktar üzerinden ikame etmiştir. TMK M.2 bakımından davacının iddialarının dinlenmemesi kanunun ruhu bakımından önem arz etmektedir. Bu nedenle öncelikle davacının istinaf talebinin USULE AYKIRI OLMASI sebebiyle REDDİNİ talep ederiz.

B. DAVANIN ESASINA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ.

 1- Müvekkilin Davacıya Herhangi Bir Borcu Bulunmadığı Huzurdaki Dava Neticesinde Sabit Olunmuştur. Davacı Tarafından Müvekkilin Borcu Olduğuna İlişkin Herhangi Bir Somut Delil Sunulamamıştır.

Davacının sunmuş olduğu dekontlarda herhangi bir şekilde "borç" ibaresi bulunmamaktadır. Özellikle bakıldığında davacı tarafından sunulan ***2021 tarihli dekontun açıklamasında "x ton kömür tonu x800, TL" şeklinde taraflar arasında yapılan bir ticaret neticesinde davacının kendi uhdesine aldığı bir edim karşısında borcunu ödediği açıkça anlaşılmaktadır. Dava konusu borç olduğu iddia edilen bütün dekontlar taraflar arasında yapılan ticari ilişkiler karşılığında müvekkilin alacağının tahsili niteliğindedir. Ancak davacı, hukuka aykırı olarak "KREDİ" şeklinde açıklamalar yazarak para transferi gerçekleştirmiş. Davacı, bir gerçek kişidir ve müvekkilim de kendi namı hesabına çalışmaktadır. Bu yönde taraflar arasında herhangi bir kredi sözleşmesi dahil bulunmamaktadır. Taraflar arasında herhangi bir sözleşme dahil bulunmamaktadır.  “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." hükmü gereğince davacının sunmuş olduğu dekontların "BORÇ" niteliğinde olduğunu ispat yükü davacı tarafa ait olmasına karşın davacının herhangi bir somut delili bulunmamaktadır. Zira yukarıda da belirttiğimiz üzere davacının yerel mahkemeye sunmuş olduğu dekontlarda müvekkile borç olarak verildiğine ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı sabit olunmuştur. Ek olarak belirtmek isteriz ki: 1**2021 tarihli dekont, taraflar arasında bir ticari ilişki sonucunda müvekkilin sağladığı mal veya hizmetin karşılığı olarak davacıdan ödeme aldığı anlaşılmaktadır. 

Nitekim yerel mahkeme nezdinde yapılan yargılama neticesinde davacı, taraflar arasında bir borç ilişkisinin bulunduğunu ispat edememiştir. Bu neticede davacının davasının esastan reddine karar verilmiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin içtihatlarında benimsenen görüşe göre, havale bir ödeme aracıdır. Bir başka deyişle havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren davacı, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Kural olarak havale bir ödeme aracı olup, havale belgesinde paranın borç olarak gönderildiğinin belirtilmesi gereklidir. Aksi halde gönderilen havalenin bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiği karine olarak kabul edilmelidir. Borç ödeme belgesi olan havale nedeni ile alacaklı olduğunun ispat yükümlüsü olan davacı davasını ispat edememiştir. 

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2015/29201 K. 2015/28255 T. 5.10.2015

"Dava; banka havalesi yoluyla ödünç verildiği iddiasına dayalı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı ise borç verme iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacıdan alacaklı olduğu parayı tahsil ettiğini savunarak, akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki havale ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterir. Bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerekir. Bu durumda ödünç ilişkisini ispat etme yükümlülüğü, onu iddia eden davacıya aittir."

2- Davacının  Davasında HUKUKİ YARAR Bulunmamaktadır...

Davacı, müvekkilin kendisine borcu olduğu iddiasıyla *** İcra Dairesi'nin *** E. Sayılı dosyası nezdinde müvekkil aleyhinde icra takibi başlatmıştır. Söz konusu icra takibi tarafımızca süresinde yapılan itiraz ile 1***2024 tarihinde kurulan tensip zaptı neticesinde durdurulmuştur. Söz konusu icra takibi derdest durumdadır. Davacı, itirazın iptali davasının zamanaşımı dolmadan huzurdaki davayı ikame etmiştir. Davacı, alacağının gerçek olduğunu muaccel olduğunu iddia etmektedir. Ancak davacı icra yolu ile müvekkilden talep ettiği 5xx.897,48 TL'nin yalnızca 2.708,00 TL'lik kısmı yönünden huzurdaki davayı açmıştır. Davacının istinaf konusu davayı açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Davacının huzurda açmış olduğu dava davacının kendisine borç olduğunu iddia ettiği toplam miktarın 205'de biri kadardır. -Davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek ile birlikte- davacının iş bu dava ile 2.708,00 TL'lik kısmı müvekkilden istemesinde herhangi bir yararı olmayacaktır. Davacı bu davayı açmak ile dürüstlük kuralına aykırı olarak davranmıştır. Yine davacı hak arama özgürlüğünü kötüye kullanarak bu haksız davayı açmıştır. Bu nedenle yerel mahkemenin RED kararı yerindedir.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2015/21-3366, K. 2019/987, T. 1.10.2019

"Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan sözedilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297).Bir davada, hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.

Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının, mahkemece, taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6. maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır."

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re'sen gözetilecek sebepler ile

1- Davacı ile müvekkil arasında herhangi bir borç ilişkisinin bulunmaması, davanın kısmi dava olarak ikame edilmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olması, davacının iş bu davayı açmakla HUKUKİ YARARININ olmaması, davanın miktar yönünden istinaf sınırının altında kalması nedenleriyle davacının istinaf talebinin REDDİNE,

2- Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekaleten saygıyla arz ve talep ederiz. 22.6.2025

  DAVALI VEKİLİ

AV. NASRULLAH KAYRA BOZKURT

         e-imzalıdır.

05447446072