Araç Değer Kaybı Davası İstinafa Cevap Dilekçesi

Araç Değer Kaybı Davası İstinafa Cevap Dilekçesi

*** BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE

Gönderilmek Üzere

*** ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE

DOSYA NO : ***

CEVAPLARINI SUNAN

DAVACI :***

VEKİLİ : Av. Nasrullah Kayra BOZKURT

DAVALI : ***

VEKİLİ : ***

KONU : Davalı *** Sigorta A.Ş'nin ... Tarihli İstinaf Talepli Dilekçesine Karşı Cevaplarımızı İçeren Dilekçenin Sunulmasından İbarettir. 

AÇIKLAMALAR

Davalı, *** Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıda belirtili kararının usul ve esas yönlerinden hukuka aykırı olduğunu iddia etmiş ve istinaf talebinde bulunmuştur.

Öncelikle Sayın Mahkemeniz nezdinde belirmek isteriz ki: Davalının istinaf dilekçesinde hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği hususlar, gerçeğe aykırı, somut dava konusunu kapsamayan, mesnetsiz ve yalnızca Sayın Mahkemenizi yanlış yönlendirebilmek amacıyla tanzim edilmiştir. İş bu sebeple davalının iddialarına karşı cevaplarımızı bildirmek elzem hale gelmiştir. Şöyle ki

 1- Davalı, istinaf dilekçesinin "Usule İlişkin Olarak İtirazlar Kısmının" "1" Numaralı Bendinde, Tarafımızın Trafik Kanunu Gereğince Usulü Yükümlülüğü Olan Başvuru Şartını Eksiksiz Olarak Yerine Getirmediğimizi İddia Etmiştir. Bu iddia tamamıyla mesnetsiz olup, tarafımızca kabul edilmemektedir.

Davalının, tarafımızca Sigorta Şirketine başvuru yaparken şartları gerçekleştirmediğimiz, Almanya'da onarım yapıldığına ilişkin belge iletmediğimizi, ekspertiz incelemesinin yapılamadığını iddia etmiştir. Davalının bu iddiası, davalının yerel mahkemedeki "TARİHSİZ OLARAK TANZİM EDİLEN" cevap dilekçesinde ikrar edilmiştir. Şöyle ki tarafımızca Sigorta Şirketine usulüne uygun bir başvuru gerçekleştirilmiş. Bunun üzerine davalı sigorta şirketi kendi çıkarlarına uygun olarak Almanya'da olan aracın Türkiye'de hakkaniyete aykırı bir eksper raporunu çıkarmış ve tarafımıza ilk aşamada 3.532,96 TL olarak eksik ödeme yapmıştır. 

Davalı sigorta şirketi bu hususu cevap dilekçesinde "Davacı tarafın aracında meydana gelen hasar bedeli talebi ile ilgili müvekkil sigorta şirketine başvurusu üzerine derhal eksper atanmış ve açılan hasar dosyasından yapılan değerlendirme neticesinde 20.02.2019 tarihinde 3.543,06 TL değer kaybı tazminatı ödemesi gerçekleştirilmiştir." şeklinde belirtmiştir. Davacı gerek tarafımızca yapılan başvuru döneminde, gerek tarafların arabuluculuk(***) döneminde, gerekse tarafımızca yerel mahkemede açılan dava döneminde başvuru şartlarına ilişkin herhangi bir itirazda bulunmamış ki -nitekim tarafımızca yapılan başvuru ZMMS kapsamında hazırlanıp sunulmuştur.- istinaf talebinde mesnetsiz bir şekilde böyle bir iddia ortaya atmıştır. Davalının iddiası tamamıyla Sayın Mahkemenizi yanıltmak amacı taşımaktadır. Bu nedenle tarafımızca kabulü söz konusu değildir. 

2- Davalı İstinaf Dilekçesinde Davanın Kısmi Dava Olduğunu, Saklı Kalan Miktarlar Üzerinden Zamanaşımına Uğradığını İddia Etmiştir.

Davalının iddiaları gerçeğe aykırıdır. Zira tarafımızca açılan dava kısmi dava niteliğine haiz olmayıp "BELİRSİZ ALACAK DAVASI" şeklinde tanzim edilmiştir. Belirsiz alacak davasında ıslahtan önce belirtilen miktar kesinlik taşımamakta olup, ıslah belirsiz alacağın, belirli alacağa dönüşmesinden sonra yapılmaktadır. Bu nedenle ıslah edilen kısım hakkında zamanaşımı defi söz konusu olmayacaktır. Nitekim bu husus Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında bu husus birden fazla somut olayda açıkça belirtilmiş olup davalının iddiaları hukuka aykırıdır.

                         Yargıtay  9. Hukuk Dairesi, 2016/27209 E.  ,  2016/21515 K. Sayılı İlamı

“…Diğer taraftan 6100 sayılı HMK.’un 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak ve tespit davası;1.Eda (tahsil talebi ile) davası niteliğinde belirsiz alacak davası(Fıkra 1),2.Tespit niteliğinde belirsiz alacağı tespit davası(Fıkra 3).3.Kısmi eda ve külli tespit davası(maddenin gerekçesinde) olmak üzere üç türlü açılabilir.  Her üç dava türünde zamanaşımı dava tarihi esas alınarak belirlenir. Kısaca davanın açılması, zaman­aşımının alacağın tamamı için kesilmesi sonucunu doğurur. Somut uyuşmazlıkta dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup, bu dava kısmi eda külli tespit davasının türüdür. Bu nedenle zamanaşımı tüm alacak için dava tarihi itibari ile değerlendirilecektir. Davalı taraf cevap süresi içinde zamanaşımı defiinde bulunmamış, ıslahtan sonra ise zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Davanın türü nedeni ile ıslahta zamanaşımı itirazı dikkate alınamaz. Davacı tarafın açık muvafakati de bulunmadığına göre de ıslahla ileri sürülen zamanaşımı definin dikkate alınması hatalıdır….”

3- Davalı, istinaf dilekçesinin "Esasa İlişkin İtirazlar Kısmının" "1" numaralı bendinde, dosya kapsamında tazminat hesaplamasında Alman piyasasının esas alındığını iddia etmiştir. Davalının iddiası mesnetsizdir. Nitekim dosya kapsamında gerekli görülen müzekkereler yazılıp tazminat hesaplamasında dikkate alınmıştır ve yine bilirkişi raporları dahilinde bir tazminat hesaplaması yapılmıştır.

Davalının, Alman piyasasının esas alındığına dair iddiaları kötüniyetlidir. Zira böyle bir durumun yaşanılmaması adına vekil sıfatıyla taraf olduğumuz dosyada tarafımızca, Türkiye'de yetkili Mercedes servisine müzekkere yazılması için defalarca talepte bulunulmuştur. Yine Türkiye'de görülen emsal kazalara ilişkin bilirkişi raporları tarafımızca dosyaya sunulmuştur. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında tazminat tutarının uygun olduğuna dair hususlar mevcuttur. Nitekim dosya bu bilirkişi raporları ve yerel mahkeme tarafından yazılan müzekkerelere gelen cevaplar ışığında verilmiştir. 

Yine bu hususta özellikle belirtmek isteriz ki; Dosya kapsamında alınan raporlar, tarafımızca aracın yaptırılma masraflarına ilişkin belgeler sunulmuş ve miktar herkesçe uygun görülmüştür. Yalnızca davalı sigorta şirketinin anlaşmalı olarak çalışmış olduğu eksper tarafından araçta oluşan maddi hasar, tarafımızca belirtilen hasarın 1/5'i olarak hesaplanmıştır. Bu kadar fahiş bir farkın söz konusu olması hakkaniyete aykırı olup, hayatın olağan akışına aykırıdır. Nitekim bu hesaplamanın yanlış ve kötü amaçla yapıldığı aşikardır. 

3b- Davalı istinaf dilekçesinin "Esasa İlişkin İtirazlar Kısmının" "1" numaralı bendinin ikinci paragrafında, müvekkilin Türk vatandaşı olmasına rağmen deyimi yerindeyse "keyfine göre" aracının onarımını Almanya'da gerçekleştirdiğini iddia etmiştir. Bu iddianın Yargıtay nezdinde herhangi bir geçerliliği yoktur. Zira tarafımızca da reddedilmektedir. 

Davalı, müvekkilin Türk vatandaşı olduğunu, kazanın da Türkiye'de meydana geldiğini belirtip, müvekkilin hiçbir zorunluluğu bulunmadığı halde onarımı keyfi olarak yurt dışında gerçekleştirdiğini iddia etmiştir. Bu husus yaklaşık olarak "6" yıl önce tarafımızca sunulmuş olan dava ve cevap dilekçelerinde açık bir şekilde belirtilmiştir. 

Müvekkil her ne kadar Türk vatandaşlığına haiz olsa da esasen Almanya'da ikamet etmektedir. Herkes tarafından bilindiği üzere yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye'de yıllık izinleri 6 haftayı geçmemektedir. Yine ülkemize şahsi araçlarıyla gelmeleri durumunda bu süre 4-5 haftalara kadar düşmektedir. Müvekkilin izin süresinin dolmuş, ve iş başı yapması gerektiği için aracını Türkiye'de yaptırmak gibi bir imkanı olmadığı için aracı yurt dışına döndüğünde yaptırmak zorunda kalmıştır.

Müvekkilin aracını Türkiye'de onarıma bırakmak gibi bir imkanı bulunmamaktadır. 

Bu durumda müvekkilin herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi böyle bir hususun meydana gelebileceği Yargıtay İçtihatlarında yerleşik bir yer edinmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2014/703E., 2016/497K. 6.4.2016T) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2014/17-28E., 2016/1745K. 24.06.2015)

4- Davalının istinaf dilekçesinin "Esasa İlişkin İtirazlar Kısmının" yine "1"numaralı olarak numaralandırmış olduğu kısmında, karara esas olarak yalnızca tarafımızca sunulan bilirkişi raporunun dikkate alındığını, raporun yeterli sayıldığını iddia etmiştir. Dosya kapsamında tarafımızca sunulmuş olan belge ve raporlar dışında yerel mahkeme tarafından talep edilen birçok bilirkişi raporu ve ekstra yazışmalar bulunmaktadır. Davalı, şayet bu iddiayı kötüniyetli ve mahkemeyi yanıltmak amacıyla öne sürmediyse dosya takibini yapmadan böyle bir iddia da bulunmuştur. 

Davalının bu iddiasının tarafımızca kabulü mümkün değildir. Zira dosya kapsamında ufak bir inceleme yapıldığında birçok bilirkişi raporu olduğu, maddi hasarın belirlenebilmesi için birden fazla yazışmanın olduğu açıkça görülmektedir. Davalının böyle bir iddiayı öne sürmüş olması tarafımızca anlaşılabilir nitelikte bile değildir. Nitekim bu iddia üzerine davalı tarafından eklenilmiş olan Yargıtay kararının somut olay ile herhangi bir ilişiği bulunmayıp, yalnızca Sayın Mahkmenizi yanlış yönlendirmek amacı taşımaktadır. Bu nedenle davalının iddiasının reddedeceğimiz sarihtir.

Yine belirtmek isteriz ki; huzurdaki davanın konusu trafik kazası nedeniyle maddi tazminata ilişkindir. Normal dönemlerde iş bu davanın çözümlenebilme süresi ortalama 1-2 yıldır. Ancak söz konusu davanın hakkaniyetli bir şekilde çözümlenebilmesi adına birçok yazışma yapılmış ve kesin bir sonuç tahsis edilene kadar dosya karar aşamasına çıkmamıştır. Bu nedenle dosya uzun yıllar devam etmiştir. Bu nedenle müvekkilin mağduriyeti artmış olsa da davanın hakkaniyetle sonuçlanması için tarafımızca herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. Buna rağmen davalının burada eksik inceleme yapıldığının iddiası kötüniyetli olup, hakkaniyete aykırıdır. 

5- Davalının istinaf dilekçesinin "Esasa İlişkin İtirazlarımız Kısmının" "2" numaralı bendinde bahsetmiş olduğu husus tarafımız lehine olarak tanzim edilmiştir. Ancak davalı, lehimize olan kısımları ekledikten sonra hukuka aykırı bir talepte bulunmuştur. Bu talep hukuka aykırı olup tarafımızca kabul edilmemektedir. 

Tazminatın amacı, "Zarar gören kişinin GERÇEK zararını karşılamaktır." Zarar gören, zarar hangi para birimine göre doğmuşsa, o para birimini tazminat olarak talep edebilecektir. Nitekim oluşan zararın yabancı para birimi üzerinden ödenmesine engel emredici ve yasaklayıcı bir hüküm bulunmamaktadır.

Müvekkilin gerçek zararı, keyfi olarak "EURO" para birimine çevrilmemiştir. Müvekkil haklı sebepleri neticesinde yurt dışına dönmek zorunda kalmış ve aracını EURO para cinsi üzerinden onarıma sunmuştur. Bu nedenle müvekkilin gerçek zararı "EURO" cinsinden meydana gelmiştir. Davalının eklemiş olduğu Yargıtay kararının somut olay ile bir ilişiği bulunmayıp, yalnızca yanlış yöne çekme amacı taşımaktadır. Davalının artan kur oranını öne sürmüş olması hakkaniyete aykırıdır. Zira Türkiye şartlarında bu husus bireylerin zararına olmak ile birlikte; Munzam zarar hususunda somut olayı gören mahkemelerin herhangi bir uyarlama yapması söz konusu değildir. 

Davalı aynı paragrafın devamında tarafların kusuru oranında sorumluluğu bulunduğunu belirtmiştir. Bu beyan tarafımızca anlamlandırılamamıştır. Zira davalı sigorta şirketine bağlı araç sürücüsünün kusur oranı %100 olarak belirtilmiştir. Bu hususa ilişkin belgeler yerel mahkeme dosyasında mevcuttur. 

Davalının yine aynı paragrafta "dava konusu aracın 3 yaşından büyük olması sebebiyle" şeklinde bir iddiası mevcuttur. Olay tarihi "2017" yılı olup, müvekkile ait araç 2016 modeldir. Davalının bu iddiasının herhangi bir mantıklı açıklaması yoktur. Davalı bu iddiasına ilişkin istinaf dilekçesinde yaklaşık 1-1.5 sayfa açıklamada bulunmuştur. Tarafımızca bu yalan iddiaya karşı cevap vermek gerekli görülmemiştir. Zira Davalı yalnızca mesnetsiz hususlar ile davanın haksız yere uzamasını amaçlamaktadır. Bu nedenle davalının davasının reddini talep ederiz. 

6- Davalının istinaf dilekçesinin "Esasa İlişkin İtirazlarımız Kısmının" "3" numaralı son bendinde Faize itiraz etmiştir. Ancak bu husus 3095 Sayılı  KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE İLİŞKİN KANUN düzenlemesine aykırıdır. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Yabancı Para Borcunda Faiz" başlıklı düzenlemesini içeren madde 4/a "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Dava konusu alacak herhangi bir sözleşmeye dayanmadığı, borcun yabancı para borcu üzerinden belirlenmesi sebeplerine dayanılarak somut dava da uygulanan faiz türü hukuka uygun şekilde hükmedilmiştir. 

7- Tehir-i İcra Talebine İlişkin İtirazlarımız.

Davalı Sigorta Şirketi yukarıda gerekçeleriyle açıkladığımız üzere yalnızca üzerlerine düşen tazminat borcundan haksız bir şekilde kaçınmak amacıyla iş bu istinaf talebini tanzim etmiştir. Davalının iddialarının somut olay ile herhangi bir ilişiği yoktur. Nitekim yerel mahkeme dosyası incelendiğinde iş bu beyanlarımızın doğruluğu sarih bir şekilde anlaşılacaktır. Davalının tehir-i icra talebinde herhangi bir hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın tehir-i icra talebinin reddini Sayın Mahkemenizden talep ederiz. 

HUKUKİ NEDENLER: BK, 3095 Sayılı Kanun ve sair yasal mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: *** Asliye Ticaret Mahkemesi***E. - ***K. Sayılı dosyası, bilirkişi raporları, kaza tespit tutanağı, emsal Yargıtay İçtihatları ve sair bütün deliller.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklamış olduğumuz ve Sayın Mahkemeniz tarafından re'sen göz önüne alınacak sebepler ile birlikte;

Davalının haksız istinaf talebinin REDDİNE; Yerel Mahkeme Kararının ONANMASINA

Yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini vekaleten saygıyla arz ve talep ederiz. 23.11.2023

DAVACI VEKİLİ

AV. NASRULLAH KAYRA BOZKURT

05447446072