Haksız Fiilden Kaynaklı Tazminat Davasına Cevap Dilekçesi

Haksız Fiilden Kaynaklı Tazminat Davasına Cevap Dilekçesi

*** ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

DOSYA NO :***. 

DAVALILAR : ***

VEKİLİ : Av. Nasrullah Kayra BOZKURT

DAVACI : ***

KONU : Cevaplarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR

Davacı, dava dilekçesinde müvekkillerin, davacıya yönelik olarak 15.11.2020 tarihinde basit yaralama suçunu işlediğini iddia etmiştir. Bu hususta *** Asliye Ceza Mahkeme'si *** E., *** K. sayılı dosya ile müvekkile HAGB kararı verilmiştir.

Müvekkillerin almış olduğu HAGB hükmü neticesinde davacı, kendisinin kişilik haklarının saldırıya uğraması sebebiyle yaşamış olduğu manevi zararın, duyduğu acının, elem ve ıstırabın tatmin ve telafisi amacıyla manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davacının, manevi tazminat istemi aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağımız üzere usul ve esas yönünden hukuka aykırıdır. Şöyle ki:


A. USUL YÖNÜNDEN İTİRAZLARIMIZ

1- DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ ZAMANAŞIMINA UĞRAMIŞTIR.

Zamanaşımı bakımından TBK Madde 72 hükmü esas alınmaktadır. Bu hükme göre: "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Maddi ve manevi tazminat davalarında ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için fiili işleyen kişi yani fail bakımından ceza soruşturması, kovuşturması yapılmış ve mahkûmiyet kararı verilmiş olması gerekmemektedir. Diğer bir deyişle ceza davasında ve sonrasında tazminat talep edebilmek için ortada bir suç ve suç oluşturan bir haksız fiil olması yeterlidir. Dava konusu olay *** tarihinde gerçekleşmiş olup; davacı 2 yıllık zamanaşımına uymamıştır. İşbu sebeple davanın reddini talep ederiz.

2. HAGB KARARININ DELİL NİTELİĞİ OLMAMASI VE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMİNİ BAĞLAMAMAKTADIR

Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi, TBK’nun 74. maddesi anlamında hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı yoktur. Bu husus açıkça Yargıtay kararlarında da bu husus "Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi, TBK'nun 74. maddesi anlamında hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı yoktur." şeklinde belirtilmiştir. Bu nedenle davacının, Bu hususta *** Asliye Ceza Mahkeme'si *** E., *** K. Sayılı dosyasını delil niteliğinde huzura sunmasını reddediyoruz. Nitekim ceza mahkemesinin kararı hukuka aykırı olup, somut olaya ilişkin taraf beyanları, tanık beyanları ve deliller değerlendirilmeden müvekkillere "HAGB" hükümlerinin uygulanılması hükmedilmiştir.

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2017/2801 K. 2017/4714 T. 18.9.2017

"CMK'nun 231/5. maddesi uyarınca; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi, TBK'nun 74. maddesi anlamında hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı yoktur.

Ceza dosyasının incelenmesinde, ceza mahkemesince hangi ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğu, davalının leh ve aleyhine tanık beyanlarının hangisine üstünlük tanındığı, hangi tanık beyanına neden itibar edildiği de tartışılmadan, genel ifadelerle davalının cezalandırılmasına karar verilmiştir. Olayın akabinde sıcağı sıcağına Savcılık soruşturmasında alınan ilk tanık ifadeleri ve yargılama sırasında dinlenen tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesinde, davalının davacıya yönelik hakaret mahiyetinde söz ve davranışının varlığının sübut bulmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan kanun hükmü gereği, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün, hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı da yoktur.

Şu halde, mahkemece yukarda açıklanan olgular gözetilerek davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ile davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması doğru olmamış ve kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir."

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2010/11397 K. 2011/13671 T. 19.12.2011

"Davalı ceza mahkemesinde davacıya karşı tehdit suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmış ise de, "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verildiğinden, bu ceza kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı değildir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 19.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi."

T.C. YARGITAY  HUKUK GENEL KURULU E. 2011/19-639 K. 2012/30 T. 01.02.2012 

“Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesin bir mahkumiyet anlamında değildir.Bu sebeple ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından BK.'nun 53.maddesi uyarınca hukuk hakimini bağlamayacaktır. Aksi düşünüldüğü taktirde beş yıllık deneme süresi içinde bir suç işlendiğinde mahkemece hüküm açıklanacak ve temyiz hakkı doğacak ;şayet yapılan temyiz incelemesinde ceza mahkemesi kararı bozulursa hukuk mahkemesinin kararının dayanağı ortadan kalkacak ve yargılamanın yenilenmesi gündeme gelecektir.Bu durum ise adalete olan güven saygıyı zedeleyecektir."

3.. İSPAT YÜKÜ

İspat hukuku açısından davacı haksız fiil iddiasını ispat etmek zorundadır. Dosyamızda müvekkiller açısından herhangi bir ispat yükü bulunmadığı için yaşanmamış bir olayın yaşanmadığını ispat etmeyi şu aşamada hukuk tekniği açısından hatalı bulmaktayız. Davacının bütün iddialarını reddetmekteyiz.

B. ESAS YÖNÜNDEN İTİRAZLARIMIZ.

Yukarıda her ne kadar ispat yükünün davacı da olduğunu belirtmiş olsak da; taraflar arasında *** Asliye Ceza Mahkeme'sinde görülen dosya kapsamında belirtmek istediğimiz birkaç husus bulunmaktadır. Şöyle ki:

 1- Davacı ve dava kapsamında Katılan sıfatıyla bulunan ***un(Ceza dosyasında***) ceza mahkemesinde ki beyanları kendileri ve birbirleriyle çelişmektedir. 

Davacı ***, *** Asliye Ceza Mahkeme'sinde görülen dosyanın gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında vermiş olduğu ifadesinde "ben olay tarihinde şok mağazasında mağaza müdürü olarak çalışıyordum müşteki *** de aynı iş yerinde çalıştığı için kendisini tanırım, olay günü akşam 21:00 sıralarında müşteki *** evine erzak götürdüm, kendisi sipariş vermişti bana çocuklarım gelecek evde kalmam lazım sen getirebilirmisin dedi bende müştekinin evine gittim" şeklinde olay yerine gittiğini olay yerinde diğer Katılan *** ile herhangi bir ilişki içerisinde bulunmadığını iddia etmiştir. 

Yine *** isimli şahıs ifadesinde "*** benim eski çalıştığım ŞOK marketin müdürüdür, yıllardır benim normal arkadaşım olur, olay günü ***saat 22:30 sıralarında ben *** den spariş istemiştim *** evde iken eşim kaynanan ve çocuklarım geldiler kapı zilini çaldılar" şeklinde iddia da bulunmuştur.

Davacı ve ***, aralarında hiçbir ilişki olmadığını, olay günü müvekkillerin doğrudan kendilerine saldırdıklarını iddia etmiş olsalarda, Müvekkil *** ve *** boşandıktan sonra Davacı ve *** resmi nikahla evlenmişlerdir. Dava konusu olay zamanında ise Davacı, *** ile resmi nikahsız bir birliktelik yaşamışlardır. 

Tarafların ifadeleri yukarıda görüldüğü üzere açıkça yalan iddialar üzerine kurulmuştur. ***, taraflar arasında görülen davanın soruşturma aşamasında müvekkil *** ile evlilik birlikteliği devam etmekteyken; kovuşturma aşamasında davacı ile resmi evlilik yapmışlardır. Bu nedenle olay günü taraflar arasında gönül ilişkisinin bulunmadığına dair iddialar kesinlikle yalandan ibarettir. Bu husus davacı ve *** isimli şahısların ceza dosyası kapsamında ifadelerinin yalan üzerine kurulduğu ve ifadelerine itibar edilmemesi gerektiği sarihtir. 

2- Müvekkillerin evin içerisinde girdikten sonra "taş" vasıtasıyla davacıya saldırdığı iddiaları mesnetsizdir.

Müvekkiller davacının evine girdikten sonra davacının, *** ile gönül ilişkisi bulunması nedeniyle davacı müvekkil ***a hakaret etmiş ve saldırmıştır. Bu nedenle Müvekkil *** ile davacı arasında fiziksel bir arbede yaşanmıştır. Bu süreçte müvekkil *** bu olaya dahil olmamış, *** ile sözlü münakaşa yaşamıştır. Zira bu husus tanık beyanıyla da sabittir. 

Müvekkillerin olay yeri olan konuta girdikten sonra "taşı" nereden buldukları belirtilmemiştir. Zira müvekkiller konuta girdikten sonra herhangi bir  yerden "taş" bulması maddi olarak imkansızdır. Yine bu hususu doğrular herhangi bir delil yoktur. 

3- Tanık Beyanlarında Müvekkillerin, davacıya karşı fiziksel temasta bulunduğuna ilişkin herhangi bir husus yoktur.

*** Asliye Ceza Mahkeme'sinde görülen dosya üzerinde tarafların karşı komşusu olan ***, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında beyanda bulunmuş, müvekkil *** herhangi bir fiziksel temasta bulunmadığını, yalnızca *** isimli şahıs ile sözlü olarak tartıştıklarını açıkça belirtmiştir. Yine tanık kovuşturma aşamasında yeminli beyanında müvekkil ***'un kıyafetlerinin yırtıldığını ve yüzünde yaralanma olduğunu belirtmiştir. Yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere davacı, *** ile gönül ilişkisi bulunması nedeniyle müvekkil ***'a saldırmıştır. Bu nedenle davacının tazminat talebinin hukuki bir dayanağı yoktur. 

TANIK *** KOVUŞTURMA AŞAMASINDA ALINAN YEMİNLİ BEYANINDA: "Ben *** ile aynı binada aynı katta oturuyorum, ses gelince dairemden dışarı çıktım, bu sırada *** ile *** ağız kavgası yaptıklarını gördüm, normal konuşuyorlardı, darp olayına şahit olmadım, bu sırada *** gördüm, gömleğinin yırtık olduğunu ve yüzünde yara olduğunu gördüm.  daha sonra evime girdim, olaya ilişkin bilgim görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücreti istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. 

TANIK *** SORUŞTURMA AŞAMASINDA ALINAN BEYANINDA: 2020 günü saat:10.30 sıralarında ikametimde bulunduğum esnada dışardan bağrışma sesleri geldi. Bunun üzerine dışarı çıktığımda karşı komşumusz olan *** ile kaynanası ***' ın birbirlerini bağırdıklarını görerek aralarına girdik. Zaten dışarı çıktığımda kavga etmiyorlardı. Birbirlerine bağırıyorlardı. Ben içerde kimin kavga ettiğinde görmedim. Akabinde biraz daha birbirlerine bağırdıktan sonra Polisler geldi. Polisler geldikten sonra ben içeri gittim. Ben kavga ettiklerini. tehdit ve hakarette bulunduklarını görmedim. Sadece birbirlerini  bağırıyorlardı. Söyleyeceklerim bunlardan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. 

Yukarıda bahsetmiş sebepler neticesinde açıkça görülecektir ki; davacı, müvekkil ***un eski eşi olan şahıs ile birlikteliği nedeniyle müvekkile karşı kin ve hırs beslemiş olup, müvekkili maddi ve manevi zarara uğratmayı amaçlamaktadır. Yine davacı tarafın yalan ifadelerde bulunduğu tarafımızca anlatılan olay neticesinde sabittir. Keza tanık beyanı da beyanlarımızı destekler nitelikte olup, müvekkil ***'un davacıyla herhangi bir fiziksel münasebeti olmadığı, diğer müvekkil ***un ise davacı tarafından saldırıya uğramış ve yaralanmıştır. Bu nedenle davacının mağdur olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Davacının mesnetsiz taleplerinin reddini talep ederiz.

HUKUKİ DELİLLER: Belge ve senet, yemin, tanık, bilirkişi,  keşif, uzman görüşü ile kanunda düzenlenmiş ve düzenlenmemiş her türlü delilden faydalanacağımızı bildirir;  ek ve mukabil delil gösterme hakkımız ile yargılamanın ilerleyen safhalarında ortaya çıkacak yeni delillere dayanma hakkımızı HMK gereğince ön incelemeye davet ile verilecek sürede eksik delilleri sunma hakkımızı saklı tutarız.

1..*** Asliye Ceza Mahkeme'si *** E., ***. Sayılı dosya (Davaya konu olaya ilişkin yerel mahkeme dosyası)

HUKUKİ NEDENLER: BK M72. Vd, HMK ve yasal sair mevzuat.

SONUÇ VE TALEP : Yukarıda arz edilen ve sayın Mahkemece de re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlere istinaden; açılan davanın reddine karar verilmesini; müvekkiller lehine AAÜT üzerinden nispi karşı vekalet ücretini de kapsar şekilde yargılama giderlerine hükmedilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz. 1.12.2023

DAVALILAR VEKİLİ

   AV. NASRULLAH KAYRA BOZKURT

             e-imzalıdır.

05447446072