Kasten Adam Öldürmeye Teşebbüs Suçu Savunma ve Mütalaaya Karşı Beyan Dilekçesi

Kasten Adam Öldürmeye Teşebbüs Suçu Savunma ve Mütalaaya Karşı Beyan Dilekçesi

*** AĞIR CEZA MAHKEMESİ

DOSYA NO     : ***

SANIK                 : ***

MÜDAFİ             :  Av. Nasrullah Kayra BOZKURT

KONU                 : *** Tarihli Celseye İlişkin İddia Makamının Mütalaasına  karşı itiraz ve beyanlarımıza yönelik dilekçemizin sunulmasından ibarettir.


AÇIKLAMALAR


Sayın Mahkemeniz huzurunda görülen davanın ***2024 tarihli duruşmasında iddia makamının mütaalasına karşı beyanda bulunmak tarafımıza hasıl olmuştur. Öncelikle iddia makamının mütaalasına katılmıyoruz. Dilekçe konusu mütalaa olay içerisinde elde edilen delillere, taraf ve tanık beyanlarına ve olay olgusuna aykırı olarak beyan edilmiş olup hukuka aykırıdır. Şöyle ki:


 1- İddia Makamının Mütalaasında "*** ve ***'nun ele geçmeyen sopalarla***'ı Darp ettikleri" ve bunun dolayısıyla "sanık *** ve katılan sanık ***'nun eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle 86/2, 86/3-e 29, 53/1-2 maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırmalarına..." şeklindeki talep mütaalasına karşı itirazlarımız.

Önemle Belirtmek isteirzki: Müvekkillerin (***) sanık ***'ı darp ettiğine yönelik iddiaya ilişkin sanık ***nin ve eşinin dışında herhangi bir beyan yoktur. Sanık *** ise soruşturma aşamasında, tarafların kovuşturma aşamasında yargılandığı *** Asliye Ceza Mahkemesi'nde ve huzurunuzda vermiş olduğu bütün beyan ve savunmaları tamamıyla çelişki ve yalandan ibarettir. 

KEZA, Sanık ***;

*** ASLİYE CEZA MAHKEMESİ  *** Esas Sayılı Dosyasındaki Savunmasında; 

Evlerine gitmeden kapılarına 10-15 metre kala üç kişi sopalar ile benim üzerime geldi ve kafama vurdular. *** i gördüm. Diğer üçüncü şahsın kim olduğunu bilmiyorum karanlıktı ben yere düştüm, yanımda bıçak veya başka bir kesici alet yoktu, yere düştüğümde kendimi savunmak için yerden bişeyler aradım elime bişeyler geçti ve onu salladım.

İŞ BU DAVAYA SUNMUŞ OLDUĞU SAVUNMA DİLEKÇESİNDE İSE;

Kasten Yaralama Olayının Oluştuğu, herhangi bir KUŞKU ve SANIK *** İNKARI DA YOKTUR. Olayda Silahla Yaralama ve mağdurun hayati tehlike geçirmesi sabittir. Bununla beraber Zaki'nin 2 kişi tarafından sopa ile darp edilmesi, yere düşürüldükten sonra darp edikmeye devam edilmiş o sırada sanık *** kendini savunmak amacıyla 1 bıçak darbesi ve sonrasında eylemine devam etmeyerek kaçmaya başlaması sabittir. 

Şeklinde iddia ve beyanlarda bulunmuştur. Sanığın beyanları arasında birçok çelişki bulunmaktadır. Sanık ilk savunmasında, üç kişi tarafından sopalarla dövüldüğünü, yanında kesici bir aletin olmadığını, yine bıçak ile yaralama hususunun olmadığını iddia etmişken; huzurunuzda ki savunmasında üçüncü bir kişiden hiç söz etmemiş, bıçak hususunu inkar etmemiş ve müvekkil *** bıçakla yaraladığını ikrar etmiştir. 

Sanık, görülen davaların bütün aşamalarında yalnızca dosya kapsamında üzerine atılı suçtan tabiri yerindeyse KURTULMAYA çalışmaktadır. Ancak sanığın işlediği suç sabittir. Yine sanık, iş bu görülen davada ceza alacağının farkında olması nedeniyle müvekkillerin de üzerlerine suç isnat ederek cezalandırılmasını sağlamak amacıyla yalan iddialarda bulunmaktadır. 


A. Müvekkil *** Bakımından: ÖZELLİKLE BELİRTMEK İSTERİZ Kİ: Müvekkil *** olay yerine çok daha sonra gelmiş olup, sanık *** iddia ettiği gibi kendisine sopa ile saldırması mümkün değildir. Müvekkil ***'in olay yerinde olduğu, sanığa sopa ile saldırdığına dair herhangi bir somut delil olmadığı gibi sanığın dışında bu hususta herhangi bir tanık beyanı dahi yoktur. NİTEKİM SANIK *** EŞİ TANIK *** " Ben farklı yoldan gittiğim için ben mahalleye sokağa girdiğimde *** ve *** in , *** dan tarafa koştuklarını, *** nin de benden tarafa koştuğunu gördüm." şeklinde beyanda bulunmuştur. Müvekkil Sanık ***, sanık *** yaralama kastıyla sopayla vurduğuna dair herhangi bir somut olgu mevcut değildir.

Özellikle Sanık *** soruşturma ve kovuşturma aşamalarında herhangi bir samimi beyanda bulunmadan tamamıyla yalan iddialar üzerine kurulu beyanlarına karşın, iddia makamının mütalaasında müvekkil Ömer'in kasten yaralama suçundan cezalandırılmasını istemesi hukuka ve ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğu sarihtir. Herhangi bir delil olmamasına karşın, müvekkil *** hakkında doğrudan" şüpheden sanık yararlanır "ilkesinin uygulanması gerekmektedir. 


B. Müvekkil *** Bakımından: Sanık ***, olay günü müvekkili telefonla aramış olduğu sabittir. Sanık, müvekkil ***, ailesine hakaret etmiş ve tehdit etmiştir. Nitekim sanık, müvekkil *** evine elinde büyük bir bıçakla gelmiştir. Sanık ***, öncelikle müvekkilin boynuna bıçak dayamış ( müvekkilin boynunda oluşan yaraya ilişkin taleplerimiz mevcuttur.) daha sonrasında ise müvekkili karnından bıçaklamıştır. Bu hususta müvekkil ölümcül derecede bir yara almış olup; sanığın kendisini daha fazla bıçaklamasını engellemek adına eliyle bıçağı tutmuştur. Müvekkil *** yaşanan bu hadise sırasında yaşamına son verilmesi tehlikesine karşın, üzerine gelen saldırıyı engellemek adına fiziksel kuvvet uygulaması doğrudan MEŞRU MÜDAFAA kapsamındadır. Bu hususta iddia makamının herhangi bir somut delile ve gerekçeye dayanmaksızın müvekkilin kasten yaralama suçundan cezalandırılmasını talep etmesi hukuka ve ceza hukukunun temel ilkelerine aykırılık oluşturmaktadır.


C. İki Müvekkil Bakımından da Belirtmek İsteriz ki: Sayın Mahkemeniz bütün bu beyanlarımız karşısında aksi görüşte olsa bile, olayın gerçekleşme biçimi, müvekkil *** yaşamını tehlikeye sokacak bir şekilde yaralanmasının göz önünde bulundurulup, müvekkillere ceza verilme kanaatinde olunsa dahi müvekkiller hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle iddia makamının müvekkillerin kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına ilişkin mütalaasını kabul etmemiz mümkün değildir. Takdiri Sayın Mahkemenizdedir. Gereğinin yapılmasını arz ederiz. 


2- İddia Makamının Mütalaasında sanık *** hakkında "***'ın eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nın 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 63, 53 /1-2 maddeleri gereğince cezalandırılmasına" şeklindeki talep mütalaasına ilişkin itirazlarımız.

Sanık ***, iddia makamı tarafından da belirtilmiş olduğu üzere öncelikle elindeki bıçağı öncelikle müvekkil *** boynuna dayamıştır. Daha sonrasında müvekkilin müdahalesi üzerine sanık, elindeki bıçağı müvekkilin karnına saplamıştır. Müvekkil bu sırada daha fazla bıçak darbesine uğramamak adına bıçağın keskin tarafını eliyle tutmuştur. Müvekkilin oğlu ***'nunda gelip olaya dahil olmasıyla sanık *** olay yerinden kaçarak uzaklaşmıştır

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.07.2008 tarihli ve 2008/1-88 E., 2008/184 K. sayılı kararına göre kasten öldürme kastının oluşabilmesi için şu şartlar gereklidir.

a) Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı,

b) Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı,

c) Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti,

d) Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı,

e) Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği,

f) Olay sonrası mağdura yönelik davranışları, başka bir anlatımla olayın kendine özgü tüm özellikleri dikkate alınarak saptanmalıdır.

Yargıtay'ın belirtmiş olduğu maddeleri somut olay kapsamında açıklamamız gerekirse;

Sanık *** olayda müvekkili öldürecek nitelikle elverişli uzun bir bıçak kullandığı, sanığın öncelikle müvekkilin boynuna dayamış olduğu bıçağı daha sonrasında müvekkilin kendini koruması nedeniyle yine hayati önem taşıyan karnına saplamış olduğu, sanık *** bıçaklama eylemine müvekkilin bıçağı tutması, daha sonra diğer müvekkil *** olay yerine yetişmesiyle birlikte sanık *** zoraki olarak eylemine son vererek olay yerinden kaçmıştır. 

Yargıtay'ın belirtmiş olduğu niteliklerin hepsi değerlendirildiğinde sanık *** müvekkile karşı öldürme kastının olduğu açıktır, "A" bendinde bahsedilen nitelik ise subjektif bir niteliktir. Bu hususta sanık *** ifade ve savunmasında eşine hakaret edildiği iddiasıyla bu durumun kendisi için oldukça önem arz eden bir husus olduğunu açıkça ikrar etmiştir. Subjektif olan bu nitelik sanık *** açısından bir kişinin hayatına son vermek için makul bir husumet algısı oluşturmuştur. Bu nedenle sanık *** hakkında kasten yaralama kapsamında değil kasten adam öldürmeye teşebbüs kapsamında değerlendirme yapılarak cezalandırılmasını talep ederiz. 


SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah ettiğimiz, Sayın Mahkemenizce re'sen göz önünde bulundurulacak sebepler ile birlikte;

1- Sanık *** işlemiş olduğu Kasten Adam Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Cezalandırılmasına,

2- Müvekkil ***'nun olay yerinde bulunduğuna dair somut herhangi bir delil olmadığı için şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince BERAATİNE, şayet Mahkemeniz Aksi Kanaatte ise haksız tahrik ve lehe hükümlerin uygulanarak alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilmesini,

3- Müvekkil ***'nun eylemi nefsi müdafaa kapsamında değerlendirilerek BERAATİNE, şayet Mahkemeniz Aksi Kanaatte ise öncelikle haksız tahrik ve yasada belirtilen diğer lehe hükümlerin uygulanarak alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilmesini, 

Saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. 15.01.2024

 KATILAN SANIK MÜDAFİ

   AV. NASRULLAH KAYRA BOZKURT

      e-imzalıdır.

05447446072