Memura Verilen Disiplin Cezasının İptali İstemli Dava Dilekçesi Örneği
*** İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
DAVACI : ***
VEKİLİ : Av. Nasrullah Kayra BOZKURT
DAVALI : ***
KONU : *** Sulh Hukuk Mahkemesi Disiplin Amirliği'nin ***2025 tarihli 2024/X Disiplin Numaralı, Müvekkil hakkında verilen "UYARMA CEZASI" idari işlemin iptali istemli dava dilekçemizdir.
AÇIKLAMALAR
Olay konusu fiil müvekkilin *** Adliyesi'nde yazı işleri müdürü olarak çalıştığı dönemde meydana gelmiştir. Müvekkilim, *** adliyesinde uzun yıllar tek müdür olarak çalışmış, yazı işleri görevi dışında, vezne ve satış memurluğu, hukuk ve ceza mahkemeleri kalemliği, uzlaştırma memurluğu ve *** Adliyesi'nin fatura ve kırtasiye işlemlerini dahil tek başına yerine getirmiştir. Müvekkilim, yıllarca, mesleki sorumluluğu bulunmamasına rağmen kamu görevlerinin aksamaması, sürüncemede kalmaması adına bütün bu işlemleri tek başına sonuçlandırmıştır.
Disiplin cezasına konu edilen fiil ise müvekkilin söz konusu iş yoğunluğunun bulunduğu dönemde meydana gelmiştir. İdare tarafından müvekkilin istinaf başvuru dilekçesini uyap sistemine kayıt etmesi gereken zamanda, gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olduğu iddiasıyla müvekkil hakkında Uyarma cezası yaptırımı uygulanmıştır. Bu uygulama usule ve esasa aykırı olup; iptalini istemek tarafımıza hasıl olmuştur. Şöyle ki:
İTİRAZLARIMIZA GEÇMEDEN ÖNCE ŞU HUSUSU BELİRTMEK İSTERİZ: MÜVEKKİLE VERİLEN CEZAYA KONU YAPILAN İŞLEM OLAN 2021/x ESAS SAYILI SATIŞ DOSYASI NEZDİNDE X VE Y SATIŞ DOSYASININ TARAFLARIDIR. MÜVEKKİLE KARŞI İKİ ŞAHIS AÇISINDAN DA SORUŞTURMA YAPILMIŞTIR. BU YÖNDE Y'İN ŞİKAYETİNE İLİŞKİN OLARAK *** SULH HUKUK MAHKEMESİ DİSİPLİN AMİRLİĞİ'NİN 2025/Y DİSİPLİN NUMARALI ***2025 TARİHLİ DİSİPLİN KARARINDA
"İHALEYE KATILANLAR VEYA ŞİKAYETÇİNİN HERHANGİ BİR ZARARININ OLUŞMADIĞI, SEHVEN HİSSEDARLAR ARASINDA SATIŞ İŞLEMİNİN SEÇİLMESİNİN, İLÇE ADLİYE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLERİNİN İŞ YOĞUNLUĞU DİKAKTE ALINDIĞINDA, ÖZELLİKLE YAPILAN İŞLEMİN TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN ZARAR DOĞURUCU BİR EYLEM OLMAMASI..." ŞEKLİNDEKİ GEREKÇE İLE CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA KARAR VERİLMİŞTİR.
ANCAK AYNI OLAYIN DİĞER TARAFI OLAN X YÖNÜNDEN İŞ BU DOSYADA MÜVEKKİLİN KUSURLU OLDUĞUNA KARAR VERİLMİŞTİR. AYNI OLAYA İLİŞKİN İKİ FARKLI KARARIN BULUNMASI, VERİLEN KARARIN VE GEREKÇESİNİN HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNU TEK BAŞINA İSPATLAR NİTELİKTEDİR. İŞ BU KARAR DİLEKÇEMİZİN EK'İNDE DE SUNULMUŞTUR. BU DURUM MÜVEKKİLE VERİLEN CEZANIN KALDIRILMASI AÇISINDAN TEK BAŞINA YETERLİ OLMAK İLE BİRLİKTE DİĞER SEBEPLERİMİZİ SUNMAK TARAFIMIZA HASIL OLMUŞTUR. ŞÖYLE Kİ:
1- Müvekkilin iş yoğunluğu ve sorumlulukları göz önünde bulundurulduğunda müvekkilin görevini ihmal etmediği hususu açıkça anlaşılmaktadır.
Müvekkil yukarıda bahsettiğimiz ve *** Adliyesi'nde çalışan veya işlemi olan herkes tarafından açıkça bilindiği üzere yazı işleri müdürlüğü görevinin yanı sıra adliyenin neredeyse bütün iş ve işlemleri ile tek başına ilgilenmekte olan bir personeldir. Müvekkil bu yoğun temposu içerisinde, adliyenin faturalarını dahil kendisi ödemek zorunda kalmıştır. Ülkemizde adliyelerin yoğunluğu, yeterli personelin bulunmadığı çok açık bir durumdur. Ülkemizde senelere göre açılan dava sayıları, savcılık soruşturmalarının sayıları kat ve kat artmaktadır. Dolayısıyla müvekkilin sorumluluğu dahilinde bulunan işlerin sayısı da gün be gün artmıştır. Müvekkilim bu yoğunluk içerisinde üzerine vazife olan gerek süreli gerek ise kanun ile herhangi bir süreye bağlanmamış olan işlemleri gerekli sıralarıyla yerine getirmiştir. Müvekkilimin bir kamu personeli olmasına rağmen çoğu günlerde mesai saati sonrasında dahil çalışmaya devam ederek yoğunluk ile baş etmeye çalışmıştır. Adliyelerde kameralar bulunmaktadır. Müvekkilimin mesai saatlerini nasıl geçirdiği, çoğunlukla öğle arası vakitlerde bile iş ve işlemlerine devam ettiği kamera kayıtlarından da görülmektedir.
2- Müvekkilim, çalıştığı sürede, yalnızca çok ciddi sağlık problemleri olduğu zamanlarda izin almış, birçok yıl yıllık izinlerinin tamamını bile kullanmadan görevini ifa etmiştir. Müvekkilin herhangi bir adli işlemi keyfiyet ile geciktirdiğinin söylenmesi de hakkaniyete aykırıdır. Müvekkilin nasıl bir çalışma temposunda hareket ettiğine *** Adliyesi'ndeki herkes şahittir.
İdari ceza konusu yapılan eylem müvekkilin İhale ilan tarihi ile ihale tarihi arasındaki süreyi belirleyen kişi olduğunu, bu süreyi belirlerken tebligat aşamalarını hesaba katmadığı, bu süreyi kısa tuttuğu, bu nedenle satış dosyasının taraflarından olan X'e ihalenin bitişinde tebligat yapıldığı ve ilanda ihale şekli olarak "açık arttırma" yazılmasına karşın ihalenin "hissedarlar arasında açık arttırma" şeklinde yapıldığı sebebiyle görevi ihlal ettiği iddia edilmiştir. Müvekkilin üzerine atılı iddialara ilişkin olarak herhangi bir kastı bulunmamaktadır. Bu durum kendisi ve diğer personeller avukatlar tarafından defalarca kez bildirilmesine rağmen müvekkilin iş yükünü azaltacak herhangi bir personel temini ya da görev paylaştırması yapılmamıştır.
3- Müvekkil Üzerine Herhangi Bir Kusur İsnadı ya da Şikayet Bulunmamaktadır.
Her ne kadar *** Sulh Hukuk Mahkemesi Disiplin Amirliği tarafından müvekkil hakkında soruşturma yapılmış olsa da müvekkilime karşı olayın taraflarından herhangi bir şikayet bulunmamaktadır. Nitekim yukarıda açıkladığımız üzere satış memurluğu işi müvekkilin asli işi olmayıp; *** Adliyesi nezdinde personel yetersizliği bulunuyor olması nedeniyle müvekkilim bu iş yükünü de çekmektedir. Müvekkil tarafından yapılan işlemler neticesinde Satış dosyası taraflarından herhangi bir şikayet bulunmamakta olup; yine telafisi olmayan bir zararda meydana gelmemiştir. Müvekkil hakkında re'sen adli ve idari soruşturma yapılması müvekkile karşı duyulan kişisel husumetler neticesinde meydana gelmiştir. Bunun tarafımızca kabulü mümkün değildir. Zira müvekkilim *** Adliyesi için yıllardır mesai harcamaktadır. Müvekkilimin bu süreçte herhangi bir hukuksuz eylem ve işlemi bulunmamaktadır. Müvekkilim üzerine atılı suçlamaya ilişkin herhangi bir menfaati de bulunmamaktadır ki; bu durumun aksini ispat edecek herhangi bir somut delil de bulunmamaktadır.
Belirtmek isteriz ki:
Söz konusu uyarma cezası konulu işlem yetki ve sebep bakımından hukuka aykırıdır. 657 sayılı Devlet Memurları 124. Maddesine göre; “Disiplin amirleri; kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tespit edilecek amirlerdir.”
4- Şöyle ki; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre yürütülen soruşturmalarda soruşturmacı olarak görevlendirilen kişilerin taşıması gereken şartlara ilişkin olarak ilgili kanunda yasal bir düzenleme olmayıp muhakkikin taşıması gereken niteliklerin neler olduğu Mahkeme kararları çerçevesinde şekillenmiştir. Disiplin Soruşturmalarında muhakkik soruşturmacı olarak görevlendirilen kişilerin taşıması gereken özelliklerden biriside yapmış oldukları soruşturma konusunda uzman olmalarıdır. Örneğin tıbbı bir konu hakkında yapılacak soruşturmada tıbbi bilgisi olmayan bir kişinin görevlendirilmesi soruşturmanın objektif yürütülmesini engel olabilecektir. Somut durumda verilen cezanın gerekçelendirilmesine bakıldığında müvekkilin vermiş olduğu savunmaya yönelik olarak müvekkilin hangi görev ve sorumlulukları yerine getirdiği, müvekkilin iş ve çalışma yoğunluğuna ilişkin herhangi bir araştırma ya da değerlendirme yapılmadan, gerekçesiz olarak uyarma cezası verilmiştir. Bu sebeple de söz konusu işlem hukuka aykırıdır.
5- Ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda disiplin soruşturmasını yapacak kişilerin kimler olacağı konusunda açık hüküm olmamakla beraber soruşturmacının soruşturulan kişinin üstü, bu mümkün değilse dengi statüsünde olan muhakkikçe yürütülmesi gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmiştir. Öte yandan, disiplin soruşturmalarında iddia konusu suçların sübuta erip ermediği hususunda soruşturulanların görev yaptığı kurumun yapısı, mevzuatı, yürütülen hizmetin niteliği dikkate alınarak sonuca ulaşılacağından soruşturmacının kurumun sözü edilen özelliklerini bilmesi, bir başka deyişle o kurumda görev yapmasının kamu hizmetinin en iyi şekilde yürütülmesi ilkesine de uygun düşeceği tabiidir.
Kaldı ki Danıştay, soruşturmaya muhatap olan memurun dengi veya üstü muhakkik görevlendirilmesiyle ilgili, 12. Daire E: 2010/5479 K: 2013/6665 K.T.: 26.09.2013 kararında “ Disiplin soruşturmasını davacının dengi olarak kabulü gereken “Lise Müdürü” ile birlikte mal müdürlüğünde muhasebe şefi olarak görev yapan kişinin muhakkik sıfatıyla yaptığı görüldüğünden, davacının dengi veya üstü konumunda bir idari göreve sahip bulunmadığı ve başka bir kurumda muhasebe şefi olarak görevli kişinin muhakkikliğinde ve anılan unvanın uzmanlığını gerektiren soruşturma konusu bulunmadığı halde yürütülen disiplin soruşturması bu yönüyle hukuka aykırı bulunduğundan,” söz konusu idari işlemin iptaline karar vermiştir.
6- İşlem Ölçülülük İlkesini Açık Bir Biçimde İhlal Etmektedir
Disiplin cezası kararı almaya yetkili makam, ölçülülük ilkesini gözeterek bir karar vermelidir. Ölçülülük ilkesi, bir özgürlük ya da hakkı sınırlandırmada başvurulan aracın, sınırlandırmayla ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması, sınırlandırma aracının, amaç için gerekli olması, araçla amaç arasında ölçülü bir oran bulunması alt görünümlerini içeren bir ilke şeklinde tanımlanmaktadır. İlkeye göre, disiplin cezası vermeye yetkili makam, kamu görevlisinin işlediği disiplin suçu nedeniyle disiplin cezası verirken, işlenen fiil ile orantılı bir cezaya karar vermelidir. Yani disiplin suçunun ağırlığıyla disiplin cezasının sertliği arasında makul bir oran kurmalı, hafif bir disiplin suçu nedeniyle doğrudan ağır bir disiplin cezası seçmemelidir. Başka bir deyişle disiplin suçu ile verilen disiplin cezası arasında açık bir oransızlık olmamalıdır.
Danıştay yerleşik içtihatlarında ölçülülük ilkesini evrensel bir hukuk normu olarak esas almakta, bu nedenle hukuk devleti ilkesinin temel bir gereği olarak görmekte ve disiplin cezası vermeye yetkili makamların, ceza verirken ilkeyi gözetmemesi durumunda;
“…disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi de hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil denge ‘ölçülülük ilkesi’ olarak da adlandırılmakta …Disiplin cezası vermeye yetkili olan organlar … evrensel hukuk normlarından olan ölçülülüğün alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık unsurlarını da göz önünde bulundurmalıdır…Bu durumda, davacının yukarda belirtilen ve sabit olan fiilleriyle ölçülü bir ceza ile cezalandırılması gerekir iken…” DANIŞTAY 5.D., Esas: 2016/18117, Karar: 2017/24013, Tarih: 12.12.2017
7- Bir Alt Ceza Uygulamasının Yapılmaması Gerekçelendirilmemiştir.
Kanun idari makamlara bir alt ceza uygulamak noktasında takdir yetkisi vermektedir. Ancak Danıştay yerleşik içtihatlarında bu uygulamanın yapılmaması durumunda niçin bir alt cezanın verilmediğinin idarece gerekçelendirilmesi şartını aramaktadır. Zira idare buradaki takdir yetkisini, kanun önünde eşitlik, kamu yararı ve hizmet gerekleri ilkesini dikkate alarak kullanmalıdır. İdare özellikle bir alt ceza vermeme yönünde takdir yetkisini kullandığı durumlarda, niçin bir alt ceza verilmediğini gerekçesiyle somut bir biçimde ortaya koymalıdır.
Bir alt ceza uygulaması ile ilk defa disiplinsiz davranan personelin aynı ağırlıkta disiplin kurallarını ihlal eden emsallerine göre korunması ve bu yolla hizmetinden azami istifade edilmesi için ıslah yolu seçilmiştir. Disiplin kurullarının veya disiplin amirlerinin bu madde kapsamındaki takdir yetkisinin kullanımı kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olup, bu yetki keyfi olarak kullanılamaz.
Danıştay bu hususları vurguladığı 2021 tarihli bir kararında alt ceza uygulanmamasından dolayı işlemin iptaline hükmetmiştir.
“…Bu maddeye göre, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve personel, disiplin amiri ya da disiplin kurulunun takdiri ile eylemlerine uyan cezanın bir derece hafifi olan disiplin cezasıyla cezalandırılabilir.
Disiplin kurullarının veya disiplin amirlerinin bu madde kapsamındaki takdir yetkisinin kullanımı kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olup, bu yetki keyfi olarak kullanılamaz. Bu nedenle uygulama, kamu yararı ve hizmet gerekleri, hakkında soruşturma yapılanın geçmiş hizmetleri, taltif-tecziye durumu, disiplin kurulu ile disiplin amirlerinin emsal kararları, eşitlik ilkesi ve hakkaniyet ölçüsü gibi objektif kriterlere dayandırılmalıdır. Aksi bir uygulama, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olup iyi derecede sicil notu alan personelin bir kısmı için alt ceza uygulanırken bir kısmının ise alt ceza uygulanmaksızın daha ağır cezalarla karşı karşıya kalması sonucunu doğurur ki bu durum Anayasada ifade edilen eşitlik ilkesine uymaz.
Bu itibarla; davacının 125/D-f maddesi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla tecziye edilmesi gerekirken bu cezanın uygulanma imkanı bulunmadığından bahisle 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 9/b maddesi uyarınca 1/2 oranında maaş kesim cezası ile tecziye edilmesine ilişkin dava konusu işlemde 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği üzere davacının geçmiş hizmetleri değerlendirilmeden karar verildiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.” DANIŞTAY SEKİZİNCİ DAİRE ESAS NO: 2021/3718, KARAR NO: 2021/6534
Belirtmek gerekir ki müvekkile isnad edilebilecek herhangi bir disiplinsizlik ya da görev gereklerine uymama fiili vuku bulmadığından bir alt ceza verilse dahi yukarıda açıkladığımız sebepler neticesinde işlem hukuka aykırı olacaktır.
HUKUKİ SEBEPLER: Anayasa, 657 sayılı Kanun, İ.Y.U.K ve sair hukuki mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Danıştay kararları, uyarma cezası işlemine dair yazı, özlük dosyası, Kamera kayıtları, tanık ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri, yapılan tespitler ve hukuki sebepler göz önünde bulundurularak, telafisi mümkün olmayan zararların yaşanmaması bakımından, Anayasanın 40. maddesinde yer alan, tesis edilen idari işlemlere ilişkin hak arama hürriyeti hükmü gereğince ve Sayın Başkanlığınız tarafından re’sen gözetilecek sebeplere binaen;
-Yerleşik Danıştay İçtihatlarına ve olağan uygulamanın aksine hukuka, mevzuata uygun olmayan bir biçimde tesis edilmiş olan dava konusu *** Sulh Hukuk Mahkemesi Disiplin Amirliği'nin ***/2025 tarih 2024/x Disiplin sayılı idari İŞLEMİN İPTALİNE,
–Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasını arz ve talep ederim. 19.05.2025
DAVACI VEKİLİ
AV. NASRULLAH KAYRA BOZKURT
e-imzalıdır.


