Sosyal İnceleme Raporuna Karşı İtiraz Dilekçesi
*** ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE
DOSYA NO : ***
DAVALI : ***
VEKİLİ : Av. Nasrullah Kayra BOZKURT
KONU : SİR Raporuna Karşı Beyan ve İtirazlarımızın Sunulmasından İbarettir.
AÇIKLAMALAR
Sayın Mahkemeniz nezdinde görülen davaya ilişkin olarak Sosyal İnceleme Raporu alınmış olup; raporda aleyhe hususları kabul etmediğimizi bildirmek ile birlikte; itiraz ve beyanlarımızı sunmak tarafımıza hasıl olmuştur. Şöyle ki:
Öncelikle belirtmek isteriz ki: Her ne kadar Sosyal İnceleme Raporunda davacının beyanıyla tarafımızın velayet talebi olmadığından bahisle rapor oluşturulmuşsa da velayet hususu kamu düzenine ilişkin olup; yalnızca davacının beyanıyla, oluşturulan raporda müvekkil hakkında herhangi bir hususun belirtilmemesi, araştırılmaması ve rapor hazırlanmaması hukuka aykırıdır. Keza velayet hususunda tarafların talep ve beyanı olmaması durumunda dahil velayetin kamu düzenine ilişkin olması hasebiyle mahkemece gözetilmesi gerekmektedir. Davacının iddialarının aksine, tarafımızın velayet talebi bulunmakta olup; müşterek çocukların üstün yararı gözetilerek, davacının velayetinde çocukların maddi ve manevi zorluklar yaşaması, davacının müşterek çocukların gözünde baba figürünün kaybolacak olması, davacının müşterek çocuklar ile müvekkilim arasındaki bağı tamamıyla kopartmaya çalışıyor olması sebepleri neticesinde SİR raporunu kabul etmemek ile birlikte itirazlarımızı sunmak tarafımıza hasıl olmuştur. Şöyle ki:
1- Sosyal inceleme raporu, boşanma davalarında aile mahkemesi hakimi tarafından geçici veya kalıcı velayet hakkında karar verilebilmesi için çocuğun ve ebeveynlerin durumlarını gösteren bir nevi rehber niteliğindedir.
Sir raporunun amacı genel olarak kişilerin geçici veya kalıcı velayete ilişkin çocuğun üstün yararının en sağlıklı şekilde ortaya konulmasını sağlayacak sosyal, ekonomik, psikolojik ve çevresel unsurların uzmanlar tarafından değerlendirilmesidir. Ancak davacı tarafından rapor yalnızca müvekkilin üzerine mesnetsiz olarak iddialar yönelttiği bir rapora dönüşmüştür. Davacı, kendisinin velayete ilişkin maddi ve manevi durumunu anlatmak yerine müvekkile kusur isnat etmek amacıyla asılsız iddialarda bulunmuştur. Bu durum sosyal inceleme raporunun amacına açıkça aykırıdır. Davacı, velayete ilişkin yetersizliklerini örtbas edebilmek gayesiyle yalnızca müvekkilin üzerine isnatlarda bulunmuştur.
Ancak huzurdaki sosyal inceleme raporunun yalnızca müşterek çocukların geçici olarak kaldığı davacı üzerinden tek taraflı gözlemlerle hazırlandığı görülmektedir. Huzurdaki eksik rapor, çocukların yüksek yararını tam olarak ortaya koyamadığı gibi, objektiflik şüphesi doğurmuştur.
Bu nedenle sosyal inceleme raporunun:
Davacı anne ve davalı baba yönünden ayrı ayrı,
Her birinin sosyal çevresi, psikolojik durumu, ekonomik gücü, çocuğa ayırabileceği zaman, barınma koşulları ve çocukla ilişkisi gibi ölçütler esas alınarak,
Aynı uzman veya aynı uzman ekibi tarafından yapılacak tarafsız değerlendirmelerle,
Mümkünse tarafların yaşadığı adreslerde ayrı ayrı gözlemler yapılarak hazırlanması, sağlıklı bir karar tesis edilmesi bakımından büyük önem arz etmektedir.
Velayet konusunda karar verilirken en belirleyici unsur çocuğun üstün yararı olup, bu yararın nesnel biçimde belirlenebilmesi için sosyal inceleme raporunun bilimsel ve dengeli esaslara dayanması elzemdir.
2- Sosyal inceleme raporunda tarafların maddi imkanları hakkında değerlendirme ve kanaat bildirilmemiştir;
İlgili raporda görüleceği üzere davacı anne; ortaokul mezunu olup; bir işte çalışmamakta ve herhangi bir geliri de bulunmamaktadır. Müvekkilin sabit gelirli düzenli bir işi bulunmakta olup, maddi açıdan davacı anneden daha iyi imkanlara sahiptir. Velayetinin babaya verilmesi durumunda, küçük beslenme, eğitim, barınma, giyinme, sosyal yaşam gibi bir çok yönden daha iyi imkanlar çerçevesinde büyüyecektir. Sosyal inceleme raporunda bu hususta hiç bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Davacı, kirada oturduğunu beyan etmiştir. Davacının, bir evin ve müşterek çocukların giderlerini karşılayacak ekonomik durumu bulunmamaktadır.
3- Müşterek Çocukların anneye verilmesi durumunda baba sevgisinden yoksun kalmayacağı gözetilmemiştir;
Hazırlanan SİR raporunda yalnızca davacı annenin beyanlarına ilişkin rapor hazırlanmıştır. Hazırlanan raporda açıkça anlaşılacağı üzere davacı, müvekkilime karşı kin ve hırs beslemektedir. Bu durum müşterek çocukları da oldukça etkilemiştir. Davacının amacı baba figürünü tamamıyla yok etmeyi amaçlamaktadır. ancak müvekkilin yanında daha iyi imkanlar ile yaşamış olacaktır. Her ne kadar SİR raporunda müşterek çocukların davacı anne yanında kalmasına yönelik bir eğilim oluşmuşsa da, çocukların duygusal, psikolojik ve sosyal gelişimlerinin sağlıklı biçimde sürdürülebilmesi açısından baba figürünün hayatlarında yer alması zorunludur.
Davacı anne, müşterek çocuklar nezdinde davalı babayı sistematik biçimde kötülemekte; baba hakkında olumsuz ve karalayıcı ifadeler kullanmak suretiyle çocukların zihninde babaya karşı olumsuz bir imaj yerleştirmeye çalışmaktadır. Bu durum, çocukların ruhsal gelişimini olumsuz yönde etkilemekte ve ileride kişilik gelişimlerinde geri dönülemez zararlara yol açma riski taşımaktadır.
Müşterek çocukların, anne etkisiyle babadan soğutulması, baba figürünün çocukların hayatından tamamen silinmesi sonucunu doğurabilecek niteliktedir. Oysa ki, bilimsel ve hukuki içtihatlarda da açıkça kabul edildiği üzere; çocukların her iki ebeveynin de sevgisi, ilgisi ve rehberliğine ihtiyaçları vardır.
Çocukların yüksek yararı gereği, baba ile olan ilişkilerinin canlı tutulması ve sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi elzemdir. Aksi halde, çocukların psikososyal gelişimi olumsuz etkilenecek, anne tarafından yönlendirilen tek taraflı ebeveyn algısıyla büyümeleri, sağlıklı bir birey olmalarının önünde ciddi bir engel teşkil edecektir.
4-Sayın Mahkemenizin yargılamasını sürdürdüğü işbu dosyada, tarafların evlilik birliğinden doğan küçük yaştaki müşterek çocuklar, geçici olarak davacı anne yanında kalmaktadır. Ancak, müvekkil babanın çocuklarla kurmaya çalıştığı kişisel ilişki sırasında açıkça gözlemlendiği üzere; çocukların baba ile olan ilişkisi sağlıklı ve doğal bir şekilde gelişmemekte, çocuklar baba figürüne karşı kayıtsız, mesafeli ve zaman zaman reddedici tutumlar sergilemektedir. Henüz soyut düşünme yetileri gelişmemiş, kişilik oluşumları tamamlanmamış yaşta olan müşterek çocukların bu tutumu, ancak dışsal ve sistematik bir yönlendirme ile açıklanabilir niteliktedir. Bu yönlendirmenin ise davacı anne tarafından gerçekleştirildiği kanaati sabittir. Davacı anne, çocuklara babaları hakkında sürekli olumsuz ifadeler kullanmakta, baba ile görüşmeleri öncesinde veya sonrasında manipülatif söylem ve davranışlarla çocukların zihninde olumsuz bir baba imajı oluşturmaktadır. Baba hakkında çocuklara "sizi sevmiyor", "sizinle ilgilenmiyor", "bizi terk etti" "bizi dövecek" "sürekli sizi döver" gibi söylemlerde bulunulduğu hususu, çocukların beyanlarında da sezilmekte ve pedagog görüşmelerinde dolaylı biçimde ortaya çıkmaktadır.
Bu durum, çocuğun üstün yararına açıkça aykırıdır. Zira ebeveynler arasındaki kişisel çatışmalar, çocuklara yansıtılmamalı; çocukların hem anne hem de baba ile sağlıklı bağlar kurması güvence altına alınmalıdır. Bilinçli veya bilinçsiz şekilde uygulanan "ebeveyn yabancılaştırması", çocukta psikolojik hasar yaratabileceği gibi, uzun vadeli ruhsal sorunlara da yol açabilir.
5- Değerlendirme ve Sonuç kısmı da yukarıda belirttiğimiz üzere tamamıyla davacının müvekkil üzerine isnat ettiği hususlar göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Müvekkilin, velayete ilişkin niteliklerine dair herhangi bir hususa yer verilmemiştir. Davacının, ekonomik yetersizliklerinin bulunduğunun aşikar olmasına rağmen sonuç kısmanda bu duruma da yer verilmemiştir. Bu nedenle raporun hazırlanış biçimi göz önünde bulundurularak kabulü mümkün değildir.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda izah edilen sebepler neticesinde;
1- SİR Raporunun Yetersiz Olması, İki Tarafı da Değerlendirilmeden Hukuka Aykırı Olarak Tanzim Edilmesi Sebebiyle, İki Tarafında Velayet Koşullarının Değerlendirileceği Bir Biçimde YENİDEN RAPOR ALINMASINI,
2- Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise SİR raporunda aleyhe olan hususların HÜKME ESAS ALINMAMASINI vekaleten saygıyla arz ve talep ederiz. 25/06/2025
DAVALI VEKİLİ
AV. NASRULLAH KAYRA BOZKURT
e-imzalıdır.


